Yolculuğum yalnızlar evine. Yalnızlarla görüşmeye gidiyorum. Orda yeterince yalnız insan var. Zamanım yettiği kadar onlarla görüşeceğim...
Karşıma ilk çıkan yüz yaşı olan bir kadındı. Önce selamlaşdık, yüzü hüzünlüydü. Uzun zamandır yanına kimsenin gelmediğini söyledi. Hepsi; tüm tanıdıkları yalnızlar evine yerleşmiş, geriye kalan torunlarının ise onu unutduğunu söyledi.
Başka birisine yaklaşdım. Elinde çiçekler vardı. Şimdi sevdiklerim yanıma gelmişdiler, bak bana çiçek almışlar deyip gülümsüyordu. Onun mutluğunu görüp sevindim, ama yan tarafda bir çocuğun ağladıını gördüm. Elinde annesinin baş örtüsünü sımsıkı tutup, içten ağlıyordu. Buraya yerleşmeme annem cook üzgün diye ağlıyorum dedi.
Haa söyleyim yalnızlar evine giren ordan çıkamaz. Ben? Ben misafirim henüz burada...
Sonra bir yalnız gördüm, misafiri vardı yanında. O yalnızlar evine yeni yerleşmiş belli. Karşısında bir çocuk ağlıyordu. "eve geri dön" deyip yalvarıyordu, ama bir türlü o yalnızın gözlerine bakmaya cesaret edemiyordu. Gözlerine baksaydı onunda geri dönmek istediğini ama başaramadığını anlardı...
Bu zaman bir kişinin temelli yalnızlar evine yerleşmesinin şahidi oldum. Akrabaları, sevdikleri içten çığlık atarak ağlıyor, kendilerinden ayrılmalarını istemiyorlardı. Ama o sakin ve ciddi adımlarla yeni evine doğru yürüyordu. Belki o da acı çekiyordu, sevdiklerinden ayrılmak istemiyordu, ama mecburdu.
Başka bir yalnız gördüm. Etrafına pişmanlık duygusu saçıyordu. Konuşduk biraz. Bana yapdığı kötülüklerden pişman olduğunu, şimdi azap çekdiğini anlattı.
Burada o kadar çok yalnız varki. Hepsiyle konuşamam. Belkide konuşurum. Ama eninde sonunda ben sen de bu eve temelli yerleşecez o zaman konşuruz onlarla.
Zaten aldığımız her nefes bizi o eve yaklaştırıyor. Zaman bizi kendi otobüsünde oraya götürüyor. Şimdi bu dünyada misafiriz orası bizim temelli evimiz olucak. Çünki orası terk edilmez. "Hangi giden terk ede bilmiş ki mezarını?"
Karşıma ilk çıkan yüz yaşı olan bir kadındı. Önce selamlaşdık, yüzü hüzünlüydü. Uzun zamandır yanına kimsenin gelmediğini söyledi. Hepsi; tüm tanıdıkları yalnızlar evine yerleşmiş, geriye kalan torunlarının ise onu unutduğunu söyledi.
Başka birisine yaklaşdım. Elinde çiçekler vardı. Şimdi sevdiklerim yanıma gelmişdiler, bak bana çiçek almışlar deyip gülümsüyordu. Onun mutluğunu görüp sevindim, ama yan tarafda bir çocuğun ağladıını gördüm. Elinde annesinin baş örtüsünü sımsıkı tutup, içten ağlıyordu. Buraya yerleşmeme annem cook üzgün diye ağlıyorum dedi.
Haa söyleyim yalnızlar evine giren ordan çıkamaz. Ben? Ben misafirim henüz burada...
Sonra bir yalnız gördüm, misafiri vardı yanında. O yalnızlar evine yeni yerleşmiş belli. Karşısında bir çocuk ağlıyordu. "eve geri dön" deyip yalvarıyordu, ama bir türlü o yalnızın gözlerine bakmaya cesaret edemiyordu. Gözlerine baksaydı onunda geri dönmek istediğini ama başaramadığını anlardı...
Bu zaman bir kişinin temelli yalnızlar evine yerleşmesinin şahidi oldum. Akrabaları, sevdikleri içten çığlık atarak ağlıyor, kendilerinden ayrılmalarını istemiyorlardı. Ama o sakin ve ciddi adımlarla yeni evine doğru yürüyordu. Belki o da acı çekiyordu, sevdiklerinden ayrılmak istemiyordu, ama mecburdu.
Başka bir yalnız gördüm. Etrafına pişmanlık duygusu saçıyordu. Konuşduk biraz. Bana yapdığı kötülüklerden pişman olduğunu, şimdi azap çekdiğini anlattı.
Burada o kadar çok yalnız varki. Hepsiyle konuşamam. Belkide konuşurum. Ama eninde sonunda ben sen de bu eve temelli yerleşecez o zaman konşuruz onlarla.
Zaten aldığımız her nefes bizi o eve yaklaştırıyor. Zaman bizi kendi otobüsünde oraya götürüyor. Şimdi bu dünyada misafiriz orası bizim temelli evimiz olucak. Çünki orası terk edilmez. "Hangi giden terk ede bilmiş ki mezarını?"

Mükəmməl
YanıtlaSilteşekkür edirem
Sil